Moda Dünyasinin Bitmek Bilmeyen Tezatliklari

by Fashion Revolution Turkey 2 years ago
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInEmail to someone

Moda sektörü bir taraftan pazarın ardı arkası kesilmeyen yenilik ihtiyacını karşılamaya çalışırken diğer taraftan da bu gidişin sonu ne olacak diye sorgulamaya başladı. Modanın geçmişten bugüne vazgeçilmez bir parçası olan arzu faktörü bir taraftan en güzeli, en yeniyi, en farklıyı ya da en çok giyileni satın almak için kitleleri harekete geçirirken diğer taraftan da moda kulislerinde “slow fashion” yani yavaş moda, ve sürdürülebilir moda kavramları sıklıkla tartışılmaya başlandı. Bu zıt görüşlerin içinde kesin bir gerçek var. O da tartışmaya başladığımız bu konuların önümüzdeki yıllarda sektörü gittikçe daha da fazla düşündüreceği.

Moda dünyasının nabzını tutan Business of fashion sitesi bahar 2015 özel ekinde küresel moda endüstrisinin karşı karşıya olduğu yedi sorunu belirledi. İşte bunlardan bizim için de öncelikli olan üç sorunu aşağıda özetlemek istedik.

Sürdürülebilirlik

Çevre kirliliğine katkı sıralamasında moda ve tekstil, petrolden sonra dünyadaki en büyük ikinci endüstri. Giysilerimizin üretiminin her aşaması gezegenimizi ve doğal kaynakları tehdit ediyor. Bir tişört ve jean pantolona denk gelen bir kilogram pamuk için 20.000 litreden fazla su harcanıyor. Ham maddeleri kıyafete dönüştürmek için, boyama ve apreleme süreçleri dahil, yaklaşık 8.000 farklı kimyasal kullanılıyor. Peki satılmayan, eskiyen veya modası geçmiş kıyafetlere ne oluyor? Çoğu zaman dev çöp alanlarına atılıyor. Fashion revolution day’in verilerine göre bir İngiliz bayan tüketici hiç giymeyeceği kıyafetler için yılda 285 pound harcıyor. Satın alıp, kullanıp bazen hiç kullanmayıp, gardrobumuz dolduğunda evin dışına attığımız bu ürünler geri dönüşüm çarkına girmiş oluyor mu?

Moda endüstrisi nasıl daha sürdürülebilir olur? Bu sorunun cevabını hep beraber aramalıyız.

İnsan Maliyeti

Kıyafetlerimizi yapan insanların sağlığını nasıl koruyabiliriz?

Aşırı baskıcı koşullar altında kârlılık ve sürekli yenilik peşinde koşan moda endüstrisi, acımasız rekabet nedeniyle daha fazla ürünü daha ucuza üretmek zorunda. Pek çok firma üretimini, işgücü maliyetinin düşük olduğu ve işçi haklarının sınırlı korunduğu pazarlara kaydırdı. Diğer taraftan pek çok tüketici ardında yatan insan maliyetini düşünmeden ucuz ürünler almaya devam ediyor. Bangladeş’teki Rana Plaza’da yaşanan trajedi harekete geçmek için ciddi bir uyarıydı. Ancak çok az ilerleme kaydedildi. Hükümetler, şirketler ve tüketiciler olarak hepimiz sorumluyuz. Kıyafetlerimizi yapan insanların sağlığını nasıl koruyabiliriz?

Zanaatkârlık

Modern dünyada geleneksel zanaatkârlık nasıl yaşayabilir?

El emeği göz nuru ürünlere karşı sevdamız bitmiyor gibi gözükse de Business of fashion’a göre tüm dünyada, geçmişteki zanaatkârlığın güzelliği ve kültürel bilgeliği tükenmenin eşiğinde. Genç neslin farklı kariyer hedeflerine yönelmesiyle hünerli zanaatkârların nesli tehlike altına girdi denilebilir. Bu ve mekanize, küresel üretimin çoğalması pek çok geleneksel, zanaat kökenli işyerine diz çöktürdü. Ayakta kalabilenler ise çoğunlukla mali kaynakları olmadığı için yeni yetenekleri cezbedemeyen, sürdürülebilir iş modelleri yaratacak becerilere sahip olmayan küçük, aile işletmeleri.

Küçük üreticilere destek olarak zanaatkarlığın gelişmesine katkıda bulunacak, yaptığı seçimleri sorgulayıp kaynaklarını sürdürülebilir şekilde yönlendirecek olan kişiler de yine sektörün gücünü elinde bulunduran tüketiciler.

İşte bu nedenle Fashion Revolution Day tüketici ile üreticiyi buluşturmayı, giysilerimizin ardındaki zanaatkarları tanıtmayı ve modanın etik sorunlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Sen de merak et. Araştır. Birşey yap.


Comments are closed here.